kontorsbild_lottorp_ny

Hayat Sana Güzel ,

Yarın gidiyorum. Herkes zannediyor ki kız ohh rahat gidiyor falan ama içimde olan korkuyu kimseye anlatamıyorum. Zaten anlatsamda saçmalamaya başlıyorum. Tabikide tepkiler şu şekilde oluyor;  

  

"Kocanı bırakıp nereye gidiyorsun?"

"Peki kocan ne yapacak?"

"Orada ne yapacaksın? Hocamı olacaksın?"

"Peki dönünce ne yapacaksın?"

"E sen doktora yapmıyor muydun? E peki birde aile şirketinde çalışıyordun?"

"Hayat sana güzel!"

"Çocuk düşünmüyor musun sen?"

 

Şimdi bunların hepsini topladığımda insanda ister istemez şu oluşuyor..

Kocamı bırakıp gidersem ne olur ki? Yani evlenmiş olmamız göbek bağı ile ona bağlı olduğum anlamına mı gelir? Hayatımda artık onsuz birşey yapamayacak mıyım ? Kocamdan 1 ay ayrı kalacak olmam çok mu kötü birşey? 

Kocam ne yapacak dersek.. Bir savunma olarak kendime bu sorunun üstüne onunda kendi ilgi alanları var oda eğitime gidecek. Ailesiyle olacak.. Bu savları böyle hop hop ardı ardına savuruyorum diyenlere. Evlenmiş olsakta bu bizim ikimizin ayrı birer birey olduğu gerçeğini yok etmiyor ki. Aksine evde daha fazla konuşacak şeyimiz oluyor bizim. Mesala ben ona Yoga anlatırken o bana Krav Maga anlatıyor. Ben ona meditasyon derken o bana "taktiksel güç" diyor. Hem ilişki bu değil mi? Herşeyden önce ömür boyu süren bir arkaşlık, sevgi ve saygı. 

Bunun üstüne tabi soruları ben savuşturdukça "Ya Allah" diyerek başka sorular geliyor.

"Hindistan'mı kafayı mı yedin sen? Aslı iyice sapıttı. Orada öğreneceğine bir Amerika'ya git orada öğren veya Türkiye'de de veren var bu eğitimleri." 

Şimdi şunu açıklığa kavuşturalım :  

Rishikesh Yoga'nın başkentidir. Yani anlayağınız üzere Mevlana için Konya ise bu olayda da Yoga için Rishikesh oluyor durum. Bu şehirde denilene göre et ve alkol yasak. (zaten yaklaşık 6 aydır et tüketmiyorum onda da sıkıntı yok. İçkiyi de bu ay abarttığım için muhteşem bir detoks olacak bu bana)

Hatta ve hatta The Beatles'ın bile kaldığı Ashram (manastır diyebiliriz), Maharishi Mahesh'de orada. ( Şuanda Rishikesh'i satmam lazım. Bu değil mi zaten olay hep yaptıklarımızın arkasına bir sebep sıkıştırırız.). Hatha yoga temel olarak yoga, meditasyon, pranayama (nefes egzersizi) burada gırla. Yani tam bir "perfecto" yer bu işi öğrenmek, felsefeyi tabir-i caiz ise yemek adına. Dünya'nın en önemli ve kutsal nehirlerinden biri olan Ganga yani Ganj Nehri'nin kıyısında benim gideceğim yer. Bloglardan araştırırken korkmadım desem külliyen yalan. Benim kalacağım ashramda odalardan akrep mi dersiniz, kolum kadar yengeçler mi dersiniz, mutantımsı hamamböceklerimi dersiniz.. bunların hepsi çıkıyormuş . Neyse ki yanımda Kov'um var da sinekler tarafından yenmeyeceğim. Ama herkeste bir beklenti oluşuyor bu da ister istemez bana yansıyor. "DÖNÜNCE NE YAPACAKSIN?" "Veriyorsun paraları gidiyorsun bunlar ne için ?" Yani kendi kendime dur diyorum sonra Aslı illa birşey yapmana gerek yok...

Hayatta bence bir işe, bir hobiye başlarken hep beklentisiz olmak lazım. Bunu tam tamına uygulayamasamda hep kendime gün içinde 4-5 kere hatırlatıyorum. Mesala CrossFit'e başlarken "oha taş gibi karın kasları geliyor, manyak olucam" falan diyordum ama onun için uğraşmaya çalışırken baktım kendimden götürmekteyim. Belki insanoğlunun yapısındandır bu ama genelde bir şeyi yaparken hep sonunda bir beklentimiz olur ve bu ya maddidir yada maddedir, görünüştür, fizikseldir. Yani neden hiç manevi bir beklentimiz olmuyor? Mesala ben şimdi 1 ay orada Yoga eğitimi alarak, eğitmen sıfatımı almış olacağım.. Sonuç benim eğitmen olmam mı ? Veya bunun sonucunda orada edineceğim tecrübeler ile olgunlaşmam mı? Hamdım oldum misali.. Veya bu beklentilere neden giriliyor? Biraz toplumda bunu sana kakalıyor ve senden hep birşeyler bekleniyor. 

Bunlardan sıyrılmak adına meditasyon bana çok yardımcı oldu. Hani bu farkındalık denen şey varya (gerçi farkında oldukça sorgulamaya başlıyorsun. Algıların açıldıkça inançlarını yeniliyor belkide kaybediyorsun. Beklentisiz oldukça dünyeviden uzaklaşıyorsun bu seferde etraf ve insanlar sana anlamsız geliyor.) işte o. Meditasyona ilk başladığımda çok zorlanmıştım ama sonra anladım ki bütün dertlerin ve endişelerin sebebi beklentilermiş. Meditasyon zaten düşünmemek değil aslında bütün günün koşturmacasında aklından uçan giden ve seni sen yapan düşünceler ile buluşman onların farkına varman tutman ve bırakabilmenmiş..

Bu tabikide ileriye dönük planlarınız veya istekleriniz olmaması anlamına gelmiyor. Ama siz zaten bunu yapmasınızda bu düzen, kozmos, enerji bir şekilde herşeyi iyisi ve kötüsü ile önüne çıkarıyor. İşte önemli olanda o geleni o an her güzeli ve kötüsü ile yaşamak oluyor. Planlar çok güzeldir ama asıl sorun sizin onun sonuçlarına olan bağınızdır. Buda bir nevi sigara, alkol, kahve, tatlı gibi bir bağımlılık işte. Asıl zorluklar hep buradan kaynaklanıyor. 

"Benim istediğim bu. Ama sonucu önemli değil , şu da olsa sonunda bu da olsa hepsini kucaklamalıyım.. Büyü orada başlıyor işte. Bıraktığında. O yüzden şu anda bilmiyorum. Hayat ne çıkarırsa, ne dökülürse o kaseden, payıma ne düşerse yaşayacağım. Çok değer verdiğim bir insan şunu demişti bana;   

Hayat tatil gibi.. Bermuda sahillerinde kumlar neden pembe diye de başlayabilirsin yada pasaportumu unutmuşum diyede.. 

 

19.05.2017