kontorsbild_lottorp_ny

Batıya giden bir tren ile doğuya varılamaz yoga, batı, doğu, felsefe, eğitim, fark,

Doğu der ki Batı’ya, güneşi fethetsen de, Ruh gerçeği bendedir, madde yalanı sende.
Necip Fazıl Kısakürek

"Neden taaa Hindistan'a gitme gereği duydun?" Son 1 aydır fazlaca karşılaştığım bir soru oldu bu. Türkiye'de yoga eğitmenliği için bir sürü seçenek dururken; bazılarımız Amerika'ya giderek bu eğitimi alırken, ben Hindistan'a gitmeyi seçtim. Bu soruyu cevaplamaya çalışırken Yoga'nın Hindistan'dan ve daha önemlisi gittiğim şehir Rishikesh'den çıktığını bile göz ardı ediyorum artık. Aslında bu cevabın yeterli olması gerekiyor. Öyle ya 5,000 sene önce çıkmış bir bilim dalından bahsediyoruz; Yoga. İsim vermeden bahsedeceğim. Geçenlerde bir eğitime katıldım ve bu eğitimde fazlaca şekilde Batı tarzı yoganın övüldüğünü gördüm. Övülmek ne kelime. "Yoga Amerika'nın keşfi ile aynı tarihlere denk gelir." demedikleri eksik. Peki Batı tarzı yoga derken neyi kastediyorum? Yogayı spiritüel kimliğinden ve kendini keşif algısından çıkarıp çoğunlukla asanalardan ( yani fiziksel pozlardan) ibaret hala getiren bir anlayıştan bahsediyoruz. Tabiki de bu işe kendini adamış ve yogayı kendine hayat tarzı edinerek; felsefesini yaşatmaya, yaşamaya ve yaymaya çalışanlardan bahsetmiyorum. Yoga'nın anlamlarından birinin "birlik" olduğunu düşünürsek, aslında Doğu ve Batı yogası olarak ayırım yapmak bile tüm düşünceye aykırı gibi gözüküyor. Hindistan'dan Amerika'ya doğru yola çıkan Hintliler, bu öğretiyi aşılamak için gittiği Batı topraklarında; bu düşünceyi modifiye ederek ögrettiler. Bu öğreti de "kazanç" üzerineydi. Yani batı düşüncesi çoğunlukla ne kazandığın ile alakalıdır, bir nevi iş adamı gibi. Pazarlamacı gözünden bakacak olursak Batı Yoga'yı o kadar güzel pazarladı ki, bence yüz yılın pazarlama harikasına aday olabilir. Bir kere Hindistan'da çoğu insanın aslında bilmediği ama onlara ait olan öğretiyi aldı ve sıcak yoga, sevgi yogası, metal yogası, kardiyo yoga, kilo vermek için yoga, çıplak yoga ve çikolata yogası gibi kalıplarla süsledi. Bunlar için ayrı ayrı paketler yaptı. Zaten hali hazırda tüketim odaklı olan batı kültürüne bambaşka bir şey daha sattı. Bunu fırsat gören onca kişi de belki saf belki de sahte sebepler ile, ya gerçekten eğitim aldı ya da "mış" gibi yaptı. Bazıları insanlara yalan satmaya başladı, bazıları ise sadece batı insanını en alakadar eden bir şekilde, sırf anatomi anlayışından veya kilo vermekten bahsetti... Belki de hiçbiri yanlış değildi. Belki de hepsi doğru idi. Tek bir gerçek var ki, gerçekten bunu felsefesi, anlayışı ve ruhani tarafı ile öğretmek, anlatmak ve yaymak isteyen insanlar birazcık kenarda köşede kaldı. (Not: Ben kendim de ders vermeye başladım. Evet bu doğru. Keşke bu dünya düzeni para üstüne kurulu olmasaydı, herşey daha bambaşka olurdu. Benim amacım başından beri insanlara birşey satmak değil, onlara yardım etmek oldu. Hepte öyle kalacak.) Batı yogası aslında daha çok Vivekandana, Yogananda, Iyengar veya Bikram isimli yogilerin anlayışları çerçevesinde şekillendi.İşin en garip kısmıda aslında yoganın markalaştırılması süreci, aslen yoganın asıl felsefenin çıktığı yerden gelen Hintli hocalar sayesinde olmuştur. Benim de tanıştığım Hindistan kökenli veya Hintli hocaların neredeyse hepsi "Guru- Shishya parampara" yani öğretmen ve öğrenci prensibinden gitmekte. Yani öğretmene duyulan saygı ön planda. Burada geçen Guru aslında bilinenin aksine "herşeyi bilen, lider" vesaire anlamına gelmiyor. Sadece ve sadece "ışığı gösteren" demek. Yani cehaleti aydınlatan kişi veya başka bir deyişle insanları dünyaya bakış açılarının dışında, başka bir pencereye yönlendiren kişi. Bu ilişkide öğrenci, öğretmene karşı sonsuz saygı ve şükran ile hareket etmektedir, karşısında ki oturuşu veya konuşması çok önemlidir. Batıda ise öğrenci- öğretmen ilişkisi için, aksi olarak "enseye şaplak" ile başlayan atasözü cuk diye oturabilir. Hindistan'da (ve aslında olması gereken) öğretmene inanılmaz bir saygı vardır ve onlar için en üst kademe görevlerden biridir.( Doğuda halen kadın ve erkek arasında eşitsizlik olduğunu varsayarsak, çoğu hoca erkektir.) Bir insan başka bir insana bilgisini geçirdiğinde veya bunun için çabaladığında aslında bu bir onurdur. Anlatım dilleri çok basit ve yalındır. Fakat Batı dünyasında abartılı cümleler, tabirler ve kelimeler daha çok rağbet görmektedir. Kalbimizi açalım(gerçek anlamda kalbini açtığını sanan var), çoçuğa gel ( burada çocuk pozisyonuna geçilmesi söylenmek isteniyor galiba, veya bir yakışıklı geçiyor ona bakmamızı istiyor), ilişkilerimiz için şimdi şu pozisyona geçelim (kama sutra dersi çünkü bu) veya ne diyeceğini bilemediğinde sadece bilinen bir kaç tanıdık ruhani insandan alıntı yapmak gibi... Hindistan'a gidip geldikten sonra bu bana çok garip gelmişti. Ama Bhagavad Gita'nın da söylediği gibi " bir çok farklı insan olduğu gibi, bir çokta farklı yoga vardır." Ama öte yandan batıda "herkes yapabilir" diye gösterilen yoga "felsefi anlayışa göre" doğuda bu şekilde yapılamaz. Bir kere ön koşullar vardır. Mesala bunlardan biri Ahimsa'dır, yani hiçbir canlıya zarar vermemek. Bundan daha fazlası da var elbet ama kısaca batı aslında gerçek yoganın belki de çeyreğini bile uygulamamaktadır. Tabi ki de her marka da veya üründe olduğu gibi lokalizasyon yapılacak ve kültürel durumlara adaptasyon sağlanacaktır. Fakat yogayı fiziksel görünüşe alet etmek yani insanların daha çok takıntılı hale gelmesine katkıda bulunmak çok hoş bir yaklaşım değildir. Yani doğuda yoga fiziksel olanın ötesine geçmek iken, batıda yoga fiziksel olanı harekete geçirmek ve bir nevi onunla olan ilişkimizle alakalı. Aslında asanalar yani hareketler şu yada buna yarıyor derken, gene hala fiziksel olanla ilgileniyoruz. Öte yandan maalesef bir çok yoga ile ilintili marka veya kuruluş tarafından zayıflığın veya "fit" olmanın pazarlama stratejilerinde bir araç olarak kullanılması; hali hazırda "ben" algısı zayıf olan bu milletin; tabir- i caiz ise daha da boka batmasına sebep oluyor. Siz yoga dersinden çıkıp proteine saldıran görmediniz mi? İnsanlar kas yapacaklarını zannediyorlar yoga ile.. Veya yoga'ya gideceğim diyerek, spor yapıyorum diyerek kalori sayanını? Bir diğer olgu ise batıda yoga maalesef 99% olarak bir egzersiz olarak görülüyor fakat doğuda yoga aslında hakikatı, mutlak olanı veya kendini anlamak için bir araç. Aslında yoga orada nesiller arasında aktarılan, gelenekleri ve büyük bir felsefi düşünceyi içeren bilgiler yumağı. Tabiki de karşı değilim en nihayetinde farklılıklarımıza rağmen ortak bir paydada büyüyebiliyor, gelişebiliyor ve büyüyebiliyorsak; ne mutlu bize. Hiç bir yol birbirinden üstün değil ve hepsi biryerde kesişir. Anlamlandıramadığım tek şey doğuda olan görüşleri bir kenara atıp; sadece yogayı bir egzersiz, vücut duruşu veya bir trend gibi gösterenler ve daha kendisi anlamını bilmezken, arkasında ki görüşü bilmeden anlatmaya çalışanlar. Buraya kadar bunlar benim sade ve sadece şahsi görüşlerim... Ki gelelim asıl konuya... Evet asıl olayı buysa, benim o kültürde bunu öğrenmem lazım diyerek gittim çünkü asla birinci önceliğim bunu para için yapmak değildi. Yani öğrendiğim tarzın Türkiye'de veya herhangi bir batı ülkesinde ne kadar satacağı biryerimde değildi... İnanıyorum ki batıda kaç bin euro ile bu eğitimi tamamlayan insanlar, o ücretin çeyreği veya yarısı ile Hindistan'a da elbet gidebilirlerdi. En azından iki görüşüde, iki yaklaşımıda, farklarınıda, birleştikleri yerleride görebilirlerdi. Öyle ya yoganın üniversitelerde hem lisans, hem master, hem de doktora seviyesinde öğretildiği bir ülkeden bahsediyoruz. Yani bir "Gurukula"ya gidebilirlerdi. ( Eski Hindistan'da okula Gurukula denilirmiş ve burada öyle bildiğimiz dersleri öğrenmek yerine, hayat dersi öğrenirlermiş; yani sabır, sükunet ve nice erdemleri.) Bir ashram (manastır) seçebilirlerdi. Çünkü tamamen farklı bir kültürde, bambaşka bir felsefeyi tamamen olmasa da kurallarına uyarak öğrenmek, yaşamak bambaşkaymış. Ama gene kararı sizlere bırakmak için şöyle genel farkları sıralıyorum. Batı v.s Doğu. Hangisinde eğitim almak isterseniz siz karar verin... -Hindistan'da neredeyse çoğu hoca erkektir. Genelde anatomi hocaları bayandır. -Hindistan'da verilen yoga eğitimi herşeyi içerir ama çoğunlukla spiritüel tarafla ilgilenir. Egzersizden öte bir hayat tarzı öğretilir. Batıda ise herşey ile beraber bence daha az felsefe öğretiliyor ve maalesef manastır hayatını tadamadığın için bütünüyle bir yaşam tarzını öğrenmek yalan oluyor. Öğretmen ve öğrenci ilişkisi bambaşkadır. Doğuda daha çok mürit ve guru gibi işlerken, batıda daha çok(istisnalar kaide bozmuyor) bir egzersiz sınıfını yöneten hoca ve öğrenciler kıvamındadır. Neden bilmiyorum ama maalesef ki çoğu hoca bana çok fazla sahte geliyor. Belki de kendilerini spiritüel olacağım diye zorladıkları içindir. Yani bence olabilir, içinde yoktur. İkisinin de fiziksel olarak gerektirdikleri farklıdır. Hindistan'da yoga obsesif şekilde nefese odaklıdır ve nefes konusunda belli seviyeye gelinmeden bazı pozlara geçişe izin yoktur. Sınıflar maksimum 18-19 kişidir. Kirli mirlidir ama alan olarak çok ferahtır. Ayrıca pozisyonlar daha uzun tutulur; pratiğe meditasyon, nefes egzersizi ve ısınma hareketleri ile başlamak zorunludur. Batıda ise eğitimlerde genel hatlar takip edilse de, pratik daha hızlıdır, felsefe gene mevcuttur ama odak daha çok asanalar yani pozlardadır. Nefes egzersizi yok denecek kadar azdır. Isındıran bir hocaya denk gelirseniz de şanslısınızdır. Namaste